Kafadan Tayfalar


#1

Binlerce yıl geçtiğinde kitaplar, şarkılar, buluşlar geriye kalıyor. Siyasetçiler ve askerler de. Kafadan bir şey üretenler dışında geri kalan herkes ve her şey unutuluyor. Siyasetciler ve askerler kafa urunu bir sey uretmeseler de uretenlerin konusu oluyorlar. Kitaplarda, filmlerde vs.

Yukarıdaki insanların bir şeyler üretebilmeleri için de rahat bir ortam gerekiyor.

Rahat ortamı sağlamak için girişimciler önden gidiyor, çünkü para kazanıyor. Bunları gücü elinde bulunduran yöneticiler ve askerlerin desteklemesi gerekiyor. Hepsinin başarısı için da çalışanlar gerekiyor; işçiler, eğitimciler, hukukçular, sağlıkçılar…

O zaman soru biz bunu nasıl sağlayabiliriz, cevap açıkça sadece ihracat değil, ihracat olmadan olmaz, ama tek başına olması da imkansız.

Bu bir düşünce sadece, önce buradan başlamalıyız anlamında bir öneri değil. Sadece bir düşüncemi sesli paylaşmak.


#2

Bu rahatlık mevzuunda büyük bir yanılsama olduğunu düşünüyorum. Şahsen benim gördüğüm Amazon, Google da dahil bir noktaya gelebilmiş şirketlerin ilk çıkış noktalarında değil rahatlık aşırı huzurluk ve tabiri caizse köpek gibi çalışmak var. Herkes böyle çalışır, kurucularda çalışanlarda herkes.

Bu çalışma daha iyi ürün ve hizmet, odaklanma, büyüme getirir. Ardından büyük balıkların yutamayacağı seviyeye gelinir ve rahatlık (bir nebze) gelir.

Yani rahatlık son aşamada gelen bir şey. İlk aşamada aslında rahat olunmaması rahat ortam sağlanmaması gerekir. 0 seviyesindeyken üretmek için rahat olmamak gerekir yani. Çölde güneşlenerek su bulamayız :slight_smile:


#3

Bence esas problem yukarıdaki önermenin baştan yanlış olması. Bahsedilen şeyleri üretmek için rahat bir ortam değil tam aksine inanılmaz sıkıntılı dönemler yaşamak gerekiyor olabilir. Çoğu insan birşeyler üretirken rahat olmak, motive olmak gerektiğini düşünüyor ve kendinin motive olamadığı için üretemediğini sanıyor.

Aksine üretenler hiç de rahat değil ve onlar da bir işi yaparken inanılmaz sıkılıyorlar. Belki de sıkıntıyı, rahatsızlığı göze almak gerekiyor.


#4

Onu demedim; girişimciler, patronlar, işçiler hayvan gibi çalışacaklar, bunun da üstüne unutulup gidecekler, ama bunların sağladığı özgürlük, imkanların üzerine diğerleri bir şeyler üretecekler demişim.

Altı üstü bir gözlem, ama anlamak için biraz daha zaman ayırıp yazarsanız kimse boş yere zaman kaybetmez.


#5

Amazon, Google vs. birkaç yüzyıl veya bin yıl sonra insanlığın hafızasından silinip gidecekler. Yazdıklarınız dediklerimle alakasız! Bir kere bunlar bile kendilerinden önce çok çalışanların kendilerine sağladığı rahatlık ve kaynaklar üzerine ortaya çıktılar.

Ben diyorum ki Harrry Potter belki bin sene sonra bile orada olacak, çünkü yazarı öneki nesillerin sağladığı görece rahatlıktan faydalanabildi, hayranlarının izlemeye vakti oldu vs.

Stan Lee’nin Örümcek Adam’ı yaratabilmek için imkanı vardı. 1960’larda oldu mesela. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’nın zenginleşmesi, yükselmesi. Stan Lee gibileri sağladığı rahat ortam sayesinde vs. Eşek gibi çalışabilmek ve yaratabilmek için de rahatlık gerekir.

O yüzden diyorum ki sadece ihracatla takılı kalmayıp gücü elinde bulunanların da 521’in anlayışsında olması gerekir vs. Bunun için de çalışmak gerekir vs. vs.

Rahatlık sana, bana, belki çocuklarına bile değil. Belki onların çocuklarına olabilir.


#6

Çölde güneşlenerek su bulamayız demişsiniz…

Katılıyorum.


#7

Doğru anladığımı düşünüyorum.

Kitap, şarkı, buluşlar demişsiniz. Bunları yapan insanlar unutulmayacak ama diğer çalışanlar unutulacak. Halbuki kitap, şarkı vs. üretimleri diğer çalışanların sağladığı özgürlük üzerine. Söylemek istediğiniz bu değil mi?

Bence en unutulmaz eserler toplum içerisindeki büyük kriz ortamlarında üretilmiştir. Buradan zaten unutulmaz kitap yazarlarının başarılarını girişimcilerin sağladığı rahatlıktan aldıkları ve girişimciler sayesinde başarılı ve unutulmaz oldukları tezi çürüyor.

Yöneticiler, askerler, sağlıkçılar, eğitimciler vs hepsi birbirini ve özellikle girişimcileri desteklemesi gerekiyor diyorsunuz. Ben aksini düşünüyorum, kimse kimseyi desteklemesin herkes kendi işini yapsın, başkalarının işini de zorlaştırsın.


#8

Bencelik bir durum yok burada, öyledir ya da değildir.

Aydınlanma dönemindeki binlerce resim, şarkı, sömürgecilik dönemindeki zenginliğe denk gelen belki on binlerce eserin hepsi refah dönemine denk geliyor. Tarihin her döneminde böyle.

Büyük kriz varsa insanlar açtır, açsan da savaşırsın, hayatta kalmaya çalışırsın. Belli bir en az sakin durumu yakaladığında da doğru hamleler yaparak daha ileri gidebilirsen yavaştan biriktirirsin, sonra herkes aynı şeyi yaparsa sonuçta ortaya bir refah çıkabilir.

Biriktirmek tasarruf anlamında değil sadece. Şirket biriktirirsin, becerkli insan biriktirirsin, ürün biriktirirsin vs.

Stan Lee Örümcek Adam’ı ürettiğinde George Lucas Uzay Yolu’nu ürettiğinde J.K. Rowling Harry Potter’i ürettiğinde öyle dediğiniz gibi şeyler yoktu.

İki kere iki eşittir dört bile diyemeyeceksek ne diye konuşalım ki?

Bir de herkes herkes işini zorlaştırsın demişsiniz ya, bindiğiniz dalı kesmekten başka bir şey değil o. Motivasyon eksikliğini zorlukta aramaya çalışma çabası gibi. Yapmak zorunda kalsam yapardım gibi gir şey demek istiyorsunuz sanırım.


#9

Umut bey başı sonu belli bir önerme kurarsanız belki daha faydalı bir tartışma olur. Yani öne sürdüğünüz sorun ne ve buna çözümünüz ne? daha tutarlı yazmalısınız çünkü yazınız çelişkileri çözmüyor. sanatçılar için rahat bir ortam gerekir diyorsunuz ancak tarih binlerce tersi örnekle dolu: Dostoyevski, Kafka, Balzak gibi. bunlar gibi sayısız örneği yok sayalım ve dediğiniz doğru diyelim, sanatçılara daha müreffeh bir dünya bırakmak için ne yapmayı öneriyorsunuz?


#10

Umut Bey, konu tartışmaya doğru ilerliyor. Tartışmayı severim fakat konu doğrusal ilerlemiyor. Madem iki kere ki eşittir dört gibi net bir sonuca ulaşmak istiyoruz, konu içerisinde cevaba muhtaç bir çok soru var.

1-) Kafadan birşeyler üretme diye tanımladığınız tam olarak nedir? Sanat mı, bilim mi?
2-) Bu tür üretim yapanların rahat olması gerektiği sonucuna nasıl ulaşıyoruz?
3-) Stan Lee, J.K. Rowling gibi unutulmaz diyerek verdiğiniz örneklerin hepsi son yüzyılda yaşamış kişiler. Bunların 2 yüzyıl sonra unutulmayacağını nerden biliyoruz? Newton gibi 500, İbn-i Sina gibi 1000, Platon gibi 2000 küsür yıldır unutulmayan örnekleri incelemenizi öneririm.
4-) Unutulmaz olmak neden önemli? (n zaman sonra herkes unutulacak neticede)


#11

Haklısınız, görüşümün tersini haklı çıkaran örnekler de var.

Aslında Dostoyevski’nin yaşamı zorluklarla geçtiği halde ne zaman ki çarı ve hükümeti desteklemeye başladığında ilk geri dönüşünü yapıyor. Arada kendine bir miras kalıyor vs. Ama haklı olduğunuz yönler var, içten katılıyorum.

Öte yandan verdiğim örnekler şu ana kadar 100 milyar dolar kadar değer üretmiş durumda, üzerine her yıl milyar dolarlar üretmeye de devam ediyorlar. Filmler, kitaplar, lisans anlaşmalarıyla üretilen ürünler vs. Bu değer üretimi için refah gerekiyor.

Amaca ulaşmak için girişicimler para kazanmalı, yaşadıkları ülkeyi güçlenmeli ve özgürlükleri arttırmalı. Burada siyasetçilerin ve görece askerlerin de desteği gerekiyor. Kazanılan paranın bir kısmı sanatçıların değer üretebilmesi için onlara harcanmalı. Bunun bir kısmı kişisel savaşlar yaşayan sanat sanat içindir anlayışına devam eden sanatçılar giderken daha önemli bir kısmı da tüm dünyaya yayılacak ve kendisi de değer üretebilecek sanat eserleri için harcanmalı vs.

Bu gizli bir şey değil, Amerika piyasa koşullarının da yardımıyla sürekli olarak bunu yapıyor.

Kaldı ki kafadan değer üretenler film, dizi, kitap vs. yazıp bunları dünyaya sattıkça bu sanatçıların yaşadığı üşkelerdeki girişimcilerin de ürettikleri ürünlerin değerleri artacak. Ürünlerini satmaları kolaylaşacak vs.


#13

Verdiğiniz örnekler tamamen yanlış, ama sizi haklı çıkaran örnekler olduğuna eminim.

İbn-i Sina mesela çok küçük yaşlarda özel dersler verdirilerek yetiştirilen birisi. Kendi babası da zaten döneminin bilinen bir bilim adamı. Barış ve gelişme döneminde yaşıyor.

Platon ya da bizim taraflarda Eflatun soylu bir aileden geliyor, iyi eğitim, iyi bir tarihsel dönem, yararlandığı geniş olanaklar vs.

Newton Cambridge‘deki Trinity College mezunu, öğretmenleri arasında dönenim bilenen bilim insnaları var. Dostoyevski gibi Newton’un da hayat öyküsünde kalan bir miras olayı var. Bu sefer çok daha yüklü bir miras.

Ama ben şunu demek istemiyorum, illa son derece rahat olmaya gerek yok. İnsan rahatsız olmalı tabi ki, ama hayatta gerçekçi kararlar verip belli bir en az koşulu sağlamamız gerektiğini bilmeliyiz ki daha fazla çalışabilelim ve üretebilelim.

Newton’a kalan miras olayınca anladığım kadarıyla annesinin bir şeylerin peşinde koşması, zorlaması, kendi şansını yaratması var. Şans insanın başına gelen bir şey değil yaratılan bir şey. Kendileri veya onlardan önce gelen kuşakların çalışmaları var.

Bir şekilde zinciri kırmak gerekiyor.


#14

Bilimsel olarak kanıtlanmayan şeylerin hepsi bence veya bence değildir.
İki kere iki eşittir dört demek isteyen herkes bilimsel verilere dayanarak konuşmalıdır yoksa bence demesi normaldir.

Problem bilimsel olmayıp bence demeyenlerden kaynaklanmaktadır. Bence bu konu üretilişi itibari ile çok karmaşık ve tartışılması güç bir konu.

Rahat olanlar rahatlarla çalışsın. Az rahat az rahatsızlık isteyenler kendileri gibi insanlarla, full rahatsızlık isteyenler full rahatsız huzursuz olanlarla. Bunların üçü de böyle olduğundan dolayı toplumun genelinin üretimini engellemediğinden isteyen istediği gibi çalışıp isteyen istediği kültürü şirketine entegre ettiğinden her türlü örnektede sonuç olarak en az 1 başarılı girişim olduğundan hangisinin seçileceği ve seçilemeyeceği kişiyi ilgilendiren ve buradaki kimseyi de geriye götürmeyen durumdur.

Hangi tarzın üretimi arttırabileceği çok derin verilere dayalı incelemeyle mümkün olabilir. Benim görüşüm; benim daha fazla çalışıp üretmemi sağlayan şey yukarıda verdiğim örnekteki gibi kendimi rahat hissetmememdir. Tarz meselesi. Başkasının rahat olması benim organizasyonumda olmadığı sürece ve tüm toplumun üretmediği halde rahat olmadığı sürece beni ilgilendirmez.

Ki şuanda toplumun genelinin üretim noktasında rahat rahat takıldığını şen şakrak tüketimler yaptığını düşündüğüm için çok rahatsızım. Bundan dolayıdır ki rahat olmamaları konusunda çalışıyorum.

Neyse uzun konu artık 521 başlarsa rahat rahat konuşuruz :slight_smile:
Sevgiler


#15

Haklısınız, siz de doğru diyorsunuz sonuçta.